Bugün para ile ilgili problemi olanlar için özellikle de iki yakasını bir araya getiremeyenler için yazıyorum. Daha önce yazmayı planlıyordum ama nasip bugüneymiş zamlardan ve sıcaklardan sonra belki bir serinlik yaratır diye umuyorum. İki yakasını bir araya getiremeyenlerin kazanma yönünde sıkıntısı olmadığı halde harcama yönünde sıkıntısı olduğu için bu iki yakayı yine biraraya getiremeyebiliyorlar. Bunların elbette bir sebebi var ve belkide bizim elimizde olmayan sebeplerden bu durum tekrar tekrar yaşanabiliyor. Bahsedeceğim konular deniz derya, ben yüzeysel olarak geçeceğim. İlk olarak evrende yaratılan her şeyin bir frekansa sahip olduğunu bilmemiz gerekiyor. Uzmanlar yaptıkları çalışmalarda bu dünyada görünen ve görünmeyen her şeyin bir frekansı olduğu sonucuna varmışlar, buna düşüncelerimiz de dahil. Paranın da ister sanal olsun ister gerçek, bir frekansı var. Para insanların üretimi karşılığında sınırlı çoğalan bir şey ve aynı zamanda insanlar arasında dolaşan bir şey.

Peki para dolaşırken seçim yapıyor mu?

Yapıyorsa neye göre yapıyor?

Paranın bir duygusu var mı?

Cansız varlık olarak tanımladığımız para için bu sorular saçma gelebilir ama insanın cansız varlıkların frekansları üzerinde yarattığı titreşim etkisi bu soruları bir nebze anlamlı kılabiliyor. Şu anda yazmış olduğum bu cümle samimiyetle benim de hoşuma gitmedi değil. Samimiyetin de bir frekansı var ve insanoğlu bunu hissedebilme kapasitesine sahip. Neyse konumuza dönelim, paranın da bir davranış şekli var. Mesela hepimiz para isteriz ama paranın her isteyene gittiği görülmemiştir. Nadir de olsa parayı istemeyenlere de şahit olmuşuzdur, yine nadir de olsa istemediği halde paranın onlara cömert davrandığını da görmüşüzdür. Hepimizin parayla ilgili hayatımızda anlam veremediğimiz durumları olmuştur. O zaman buradan doğru istemesini bilmek gerektiği sonucuna varabiliriz. Doğru istemekten kastım paranın frekansı ile eşdeğer frekansla istemek. Doğru frekans yayınlandığı zaman ses ile bardağın kırılabildiğini, köprüden ağır tankların, kamyonların rahat rahat geçerken bir grup askerin köprüden geçerken aynı anda ayaklarını vurması ile köprünün frekansına eşit değerde oluşturdukları frekansla köprünün rezonansa girip yıkılabileceğini bilimsel açıklamaları ile biliyoruz. Doğru frekansla yapılan para isteği de elbette ki para akış kanalınızı açıp paranın size akmasını sağlayacaktır. Öyleyse hemen cihazımızı alalım ve para frekansımızı ayarlayalım. Ama maalesef böyle bir cihaz yok. Bunun için bizzat çalışmamız gerekiyor. Para akışını düşüncelerimiz etkiliyor derken farkında olmadığımız düşüncelerimizin etkilediğini de göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Daha da ötesi hiç düşünmediğimiz, bizimle alakası olmayan olaylar bile duygu durumlarımızı etkilediği gibi para akışını da etkileyebiliyor. Bert HellingerSevginin Kökleri” adlı kitabında insanların atalarından kaynaklı geçmişte yaşanan olayların nasıl tesiri olabileceğini bilimsel olarak açıklıyor. İyi de geçmişte atalarımın işlediği suçların cezasını neden ben çekeyim, adalet bunun neresinde diyebilirsiniz. İşin o kısmını ben bilemem, cevap da veremem, ama çekmek zorunda olmadığımızı biliyorum. Bundan kurtulmanın bilinçaltımızı temizlemek gibi çeşitli yolları var. Evet biz kendimizi düşüncelerimizle yönettiğimizi zannetsek de bizi asıl yöneten Joseph Murphy'nin "Bilinçaltının Gücü" kitabında söylediği gibi bilinçaltı düşüncelerimizdir ve işin kötü tarafı bilinçaltı düşüncelerimizin farkında olmaya dabiliyoruz. Para ile ilgili de belki atalarımızdan belki çocukluğumuzdan gelen olumsuz düşünceler para akışının bize gelmesini engelleyebilir. Milyoner aklın sırları kitabının yazarı Harv Eker, paranın akışkan bir madde olduğunu ve herkesin üzerine tıpkı bir yağmur gibi akmak istediğini ama elinde şemsiyesi olanlara bir türlü akamadığını söylüyor. Yağmurun üzerimize yağmasını  istiyorsak şemsiyemizi kapatmamız lazım. Bunu nasıl yapacağız?, tabiki kendimizi araştırarak. Atalarımıza derinleme inme şansımız yok ama en azından hatırlayabildiğimiz kadar kendi derinliklerimize inebilirsek negatif düşüncelerimizden bir nebze kurtulur şemsiyemizi biraz olsun kapatabiliriz. Nedir bu negatif düşünceler, aslında çoğunu hep duyduk, bizim gibi milyonlarca kişi, milyarlarca kişi duydu, bilinçaltımıza kodlandı ise maalesef şemsiyemiz ardına kadar açıldı. Paraya güven olmaz, paran mı var derdin var, para bütün kötülüklerin anasıdır, giderken yanımda götüremeyeceğime göre fazlasına da gerek yok, her şeyin başı para, borç yiğidin kamçısıdır, para parayı çeker, para elinin kiridir, ayağını yorganına göre uzat,  çok laf yalansız çok para haramsız olmaz gibi gibi yüzlerce parayla ilgili negatif düşünceler biz onlara sahip olmadığımızı iddia etsek de bilinçaltımızda kodlanmış bir vaziyette paranın bize akışını durdurabilmektedir. Buna karşı ne yapabiliriz? Harv Eker'in tavsiyesi ile geçmişimize inerek bu tarz olumsuz düşünceleri aldığımız olayları hatırladığımız anda işaret parmağımızı boynumuza getirerek, işaret parmağımızı bir bıçak gibi kullanıp boynumuzu keserek bu düşünceden bilinçaltımızı temizleyebileceğimiz söylenmektedir. Kendimden örnek verecek olursam ben de paraya değer vermiyordum. 3 kuruşluk basit bir kağıt parçasının üzerine 5 kuruşluk mürekkeplerle yazılan rakamlara bakıyor, ona göre ürünümüzü hizmetimizi her neyse değiştiriyorduk, bu bende herkesçe kabul görmüş olsa da kandırılmışlık hissiyatı yaratıyordu, doğru tarafı da yok değil ama oraya hiç girmeyeceğim. Bir de ayağını yorganına göre uzat lafını annem babam memur olduğu için çok kullanırdı. Ben de nedense yorganımın büsbüyük geniş olabileceğini hayal etmez ayaklarım açıkta kalmasın diye ayaklarımı karnıma çekmeyi düşünürdüm. Göründüğü üzere olumlu ders veren bir atasözü bile bilinçaltında negatif bir yer edinebiliyor ve bu da kişinin hayatını etkileyebiliyor. Bu şekilde bilinçaltınızdaki negatif duyguları temizleyebilirsiniz. Milyoner aklın sırlarını da okumanızı ayrıca tavsiye ediyorum, orada paranın yönetimi ile alakalı çok değerli bilgiler mevcut. Para akışını açtınız, para size geldi yönetmesini bilmiyorsanız onun da pek bir anlamı yok. Harv Eker, piyangolardan kazanan fakir kişilerin akibetlerinin tekrar fakirliğe gitmesinin nedenini para yönetimini bilmemeleri ile açıklıyor. Salih dede gibi birçok örneğini biz de gördük. Tabi bu çalışmaları yapmanızda büyük fayda var ama benim size asıl tavsiyem yine SUNYA olacaktır. SUNYA bambaşka bir şey ve geçmişinizde ne olmuş, kim ne yapmış, aynanız neden kirli bütün bunlarla uğraşmayıp aynanızı direk siliyor ve görmenizi sağlıyor. Hergün resetlenmiş olarak hayatınıza devam ediyorsunuz bu da sizde müthiş bir güç yaratıyor. Sunya'yı herkese tavsiye etmeye çalışıyorum, bazen Sunya ve din konusunda bazı kişilerle ister istemez tartışmaya giriyorum. Şunu baştan belirteyim sizin dininiz size, benim dinim banadır. SUNYA bir din öğretisi değildir, ayrıca öğretilecek bir şey de değildir. Yaparsanız öğrenirsiniz ve yaptıkça da öğrenmeye devam edersiniz, açıkçası siz bilirsiniz. Ben çok faydasını gördüm, Sunya yapmaya başladıktan sonra haneye 1 ev ve 1 araba hiç olmadığım kadar şanslı bir şekilde girdi. Bu yazıdaki amacım bir yaşam koçu gibi davranmak değildir, ayrıca haddim de değil. Sunya öğretisi para karşılığı yapılan bir iş de değil. Ben sadece bildiğimin zekatını paylaşıyorum, alıp kullanmak sizlerin sorumluluğundadır, olumlu olumsuz başınıza geleceklerden lütfen beni sorumlu tutmayın, sevgiyle kalın.